|
(Söz dergisinin Nadir GÖKTÜRK'le yaptığı söyleşiden)
SÖZ: "Kendinizi pop, protest, folklorik vs. türler içinde
herhangi bir kategoride değerlendiriyor musunuz?"
Nadir GÖKTÜRK: "Kendimizi belli bir kalıbın içine
oturtamıyoruz. Ne protest, ne hafif müzik, ne de politik müzik
yapıyoruz. Bir kategorizasyon içinde değerlendirmiyoruz
kendimizi. Ama bazıları bizi 'politik müzik yapıyor' diye,
bazıları ise 'apolitik müzik yapıyor' diye değerlendiriyor.
Elbette ikisi de değil. Özellikle apolitik değil bizim
yaptığımız. Bizde, müziğin içine konulmuş öğelere politika
dendiği için böyle denilebiliyor...Bence sanatçının bir kaç
görevi var. En önemlisi, belli bir toplum içinde yaşayan
kişilerin bir tavır alması, yönlendirmesi ve olup biteni
eleştirmesi gerek. Sanatçı ajitasyona dönük işler de yapabilir.
Bu bir tercih ve koşullar meselesidir. Ayrıca, bu "sanatçı"
kavramı önemli...Ben sanatın zor bir iş olduğunu anlatmak
istiyorum. Sanatla iştigal eden kolayca kendine sanatçı diyor.
Oysa sanatçı olmak için, kendi türünde, özel, özgün ve ileri
nitelikte bir şey yapmak lâzım. Biz kendimizi abartmıyoruz, bu
nedenle "sanatçı" sözünü tırnak içine alıyorum."
SÖZ: "Sanatsal çalışmaların 'çorba parası' veya başka
nedenlerle icra edildiği alanlar sanatın değerini eksiltmiyor
mu?"
Nadir GÖKTÜRK: "Biz geçimimizi müzik yaparak sağlamaya
çalışıyoruz. Benim için müzik hayatın içinde var olan bir şey.
En iyi müzik sıcak ortamda yapılandır. Plak çalışmaları,
stüdyolar çok gerçekdışı ve sentetik zeminler. Duvarlara bakarak
şarkı söylüyorsunuz. Konserler de görece olarak hayatın dışında
gibi duruyor. Çağımıza cevap veren cazın oluştuğu yerler gece
klüpleridir."
SÖZ dergisi, 8 Nisan 1995
|