|
(Aktüel dergisinden Murat Tunalı'nın yazısından)
80 Sonrası depolitize edilmiş bir genç olarak, Ezginin Günlüğü
hayatımda önemli bir yer tutuyor. Depolitize edilmişliğin
verdiği eziklikle rock dinlediğimizi gizlerdik o yıllarda.
Ezginin Günlüğü bizim geçmişle kurduğumuz bir çeşit bağdı.
Kapağında zincirlerini kırmış, saçı sakalı birbirine karışmış
devrimcilerin resmedildiği plakları dinleyerek büyüyen sert abilerimizin bile burun kıvıramadığı bir devrimci ruh saklıydı
onların şarkılarında. Ama Ezginin Günlüğü gibi grupları
gençliğin gözünde değerli kılan, aşkı ve devrimi sloganlara
boğmadan dile getirebilmeleri, şarkı sözü olarak kullandıkları
şiirleri seçerken onu yazanın politik çizgisine değil, şiirin
müziğine odaklanmalarıydı.
10 albüm ve 16 yıl sonra, Ezginin Günlüğü ilk albümünden çok
farklı bir kadroyla yola devam ediyor ama, hala aynı pozitif
çizgiyi sürdürüyor. Grubun geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan
onbirinci albümü "Rüya", söz ve müziği Hüsnü Arkan ve Nadir
Göktürk'e ait çarpıcı baladlarla dolu "Son Vapur", "Rüya",
"Elma", "İki Aşk Arasında ", hepsi fagot, bandoneon, viyolonsel,
kanun gibi çalgıların desteği ile, ince elenip sık dokunmuş
orkestrasyon çalışmaları. Fakat insanı iç yolculuklara
sürükleyen sözleri sayesinde, bir çeşit uçuculukları da var. Bu
şartlar insanda, yollarda ıslık çalarak avare avare dolaşma
isteği uyandırıyor.
|