|
(Aktüel dergisinden Serhan YEDİG' in 'Mütevazı Hayat
Şarkıcıları' başlıklı yazısından)
"İlk biz yaptık"çılar gazetecilerin en sık karşılaştıkları
tiplerdir. Haber ya da röportaj için gelen muhabire hiç
çekinmeden yaptıkları işin Türkiye'de, hatta dünyada daha önce
denenmediğini anlatırlar. Bazıları hızını alamayıp rekortmenliğe
soyunur. Desteksiz atış rekorları kırar. Gazetecinin o alandaki
bilgisi ne kadar azsa iddia da o kadar büyüktür...
...Bir süredir mucize beklentisiyle yaşıyordum. Bir gün,
"içimden geldiği gibi yazdım, söyledim; iddiam yok; şarkılarımı
severseniz ne mutlu bana" diyen birileriyle karşılaşma umuduyla.
Bazen hiç beklenmedik anda mucizeler gerçek oluyor. Geçen hafta,
EZGİNİN GÜNLÜĞÜ'nden Nadir GÖKTÜRK'le 'Ebruli' albümü üzerine
konuşurken, söz grubun günümüz müziğindeki yerine geldi. "Yaşam
biçimimiz, felsefemiz gibi müziğimiz de iddialı değil" diyordu
GÖKTÜRK. "İyi olması için çaba gösteriyoruz. Eksiklerinin,
yetersizliklerinin farkındayız. Doğrusunu söylemek gerekirse
yaptığımız müzik bizi tatmin etmiyor."
Yükselen değerler fırtınasında kaybettiğimiz tevazuun sesiydi
bu. İzlerini yıllardır EZGİNİN GÜNLÜĞÜ şarkılarında gördüğümüz
samimiyetin, sadeliğin sesi. Grup bu özellikleriyle sevilmiş,
1982'den bu yana sayıları yaklaşık otuz bini bulan sadık bir
dinleyici kitlesi kazanmıştı...
"...Nadir GÖKTÜRK'ün söylediklerine bakılırsa EZGİNİN GÜNLÜĞÜ
üyeleri için şarkılar hayatın doğal bir uzantısı. Mükemmellik
fetişizmine kapılmadan, soluk alır gibi doğal, zorlamasız
söylüyorlar şarkılarını. Güzellikler kadar, hatalara,
yetersizliklere de yer var müziklerinde. Dinleyiciyle doğrudan
iletişim kurmak istiyorlar. Bu nedenle şarkı formunu seçmişler.
"Konserlerde enstrümantal eserler seslendirdiğimizde
dinleyicinin dikkatinin dağıldığını görüyoruz" diyor GÖKTÜRK.
"En sıcak bağ şarkılarla kuruluyor. Çoğu zaman insanlar müzikten
çok sözle ilgileniyorlar." EZGİNİN GÜNLÜĞÜ müziğinde,
enstrümanların virtüözite gösterisine pek rastlanmıyor.
Açıksözlü bir açıklaması var bunun. "Hiçbirimiz virtüözite
düzeyinde değiliz. Müziğimiz bir ortak çabanın ürünü. Dışardan
alacağımız katkının grubun ruhuyla örtüşmeyeceğini düşündüğümüz
için solocu arama çabasına girişmedik."
Grubun şarkıları "ister istemez politik göndermeler içeriyor."
Nadir GÖKTÜRK'ün deyişiyle, hayatın her alanında muhalif olan
insanların şarkılarında da aynı tavrı sürdürmeleri çok doğal:
"Politik müzik yapacağız diye bir koşulumuz yok. Hayata
muhalefetimiz müziğimize de yansıyor. Dinleyiciler daha sert
tepki bekleyebilir. Bizim ifade biçimimiz de böyle."
Dikkatli bir dinleyici kitlesi var grubun. Her şarkıları
irdeleniyor, eleştiriliyor: "Bizi benimsedikleri için üzerimizde
hak iddia ediyorlar. Bazen yazdığımız şarkılardan yanlış
anlamlar çıkarıp çok sert eleştiriyorlar. Eskiden bu baskı bizi
tutuklaştırırdı. Şimdi alıştık. Daha rahatız."
...EZGİNİN GÜNLÜĞÜ müzikal ya da politik misyonlardan uzak
durmaktan yana. "İddialı olmak zorlamayı doğuruyor. Sıkıcı,
bunaltıcı bir ortam oluşturuyor. Müzikalite azalıyor, insan
yaptığı işten de zevk almıyor."
...Nadir GÖKTÜRK'le konuşurken muzipliğim tuttu. "Ebruli'nin
diğer albümler içinde özel bir yeri var mı?" diye tuzak bir soru
sordum. Belki pazarlamaya yönelik parlak laflar eder diye.
Cevabı samimiyetini kanıtlıyordu: "Ne bunun ne de daha önceki
yedi albümün çok özel bir yeri olduğunu sanıyorum. İyi olması
için özen gösterdik. Dinleyen ne düşünür bilemem ama
düşlediklerimizin albüme tam anlamıyla yansıdığını söyleyemem."
Aktüel 1996, Sayı 263
|