|
(Aktüel dergisinden Ahu ERKIVANÇ'ın yazısından)
EZGİNİN GÜNLÜĞÜ'nün en önemli özelliği, bugüne kadar müzikleri
ve şarkı sözleriyle yansıttıkları tavırdan asla ödün vermeden,
nehrin akışına karşı direnmeleri. 'Yapmış olmak için' yeni bir
albüm çıkarmak ya da daha geniş bir kitlenin beğenisine hitap
edebilmek için tarzlarından vazgeçmek niyetinde değiller.
"Tarzımızı tanımlamak bize düşmez aslında" diye diretseler de,
satır arasında üç sıfat sıralıyorlar peşpeşe: Eleştirel,
başkaldıran ve 'yeni'.
"Bizi daha çok liseli, üniversiteli gençler dinliyor. Çünkü
gençler daha eleştirel bir gözle bakıyor hayata. Daha fazla
başkaldırıyorlar, arayış içindeler. Bunları buluyorlar bizde
demek ki. Bizim müziğimiz nicelik olarak değil belki ama nitelik
olarak Türkiye için yeni bir müzik. 1960'larda tohumları
atılmaya başlanan bir tarzın, süreç içindeki yansıması gibiyiz."
Müziklerini belli bir türün içine sokmak onlara göre anlamsız.
"Yaptığımız müziği kendimiz belli bir türün içine sokamayız;
kıymeti yok. Bu, birilerinin çıkıp 'ben sanatçıyım' diye
kendilerini sanatçı ilan etmeleri kadar anlamsız olur. Objektif
kalabilmek önemli; 'Şöyle yapıyoruz' diyebiliriz ama zaman
içerisinde farklı bir yere oturabilir." Yine de, eğer bir
sınıflandırma sayılırsa, 'kentin müziği'ni yaptıklarını
söylüyorlar. "1950'den beri Türkiye'de hızlı bir kentleşme
yaşanıyor. Bu çerçevede her konuda bir kentli tavrın oluşması
gerek. Örneğin arabeski bu bakış açısıyla değerlendirebilirsiniz
ama o da kente taşınmış köylerin müziği. Sonuçta sosyal
yaşantının talepleri var; kent kültürü, kent müziği oluşmak
zorunda. EZGİNİN GÜNLÜĞÜ belki bunu cevaplayabilir, öyle bir
konumda olabilir. Çünkü biz geleneksel müzikten yola çıksak da,
gelenekselden ayrı, farklı bir müzik yapıyoruz. Şehir müziğini
tırnak içinde bir sınıflandırma olarak düşünürseniz..."
Ancak tüm bunların dışında 'sözlerin ağırlığını yitirmediği bir
müzik' onlarınki. "Şiire yaslanan, şiire yakın, anlamlı sözler
üretmeye çalışıyoruz. Belli kriterlerimiz de var tabii. Şarkı
sözleri düşüncelerimizi yansıtıyor bir tarafıyla. Klişeleşmiş,
boş sözlerden kaçınıyoruz. Daha özgün, hayatın içinden
olmalarına dikkat ediyoruz."
Aktüel dergisi, 17 Aralık 1998 |